Genç yaşta, bir meslek lisesi bitirmiş olan F.Ö., Ümraniye Şerifali’ndeki özel bir firmada çalışıyordu. Dış görünümü erkek gibi olsa da, kimliği ve cinsiyeti bu algıyı bozuyordu; tıp literatüründe “yalancı cinsiyet” olarak adlandırılan bu durum, F.Ö.’nün yaşamında yıllardır bir arayışa dönüştü. Ruhsal olarak da erkek olduğuna inanan genç, bu kimlik değişimini mümkün kılacak çözümler aradı ve birçok doktordan yardım talep etti. Son adım olarak Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne giderek, erkek olmak için sağlıkla ilgili bir süreç başlatmak istediğini belirtti.
Muayene süreci boyunca çeşitli testler uygulanırken, yalnızca görünüşün değişmesi yeterli değildi; kişinin ruhsal olarak da yeni durumla uyum sağlayabilmesi gerekliydi. F.Ö.’nün ruhsal yapısında, ameliyat sonrası ortaya çıkacak yeni kimliğin doğrudan bunalıma yol açmaması için dikkatli bir değerlendirme yapıldı. Uzun konuşmalar ardından hekimler, bu değişime hazır olduğuna karar vererek ameliyat kararını onayladı.
Ameliyat günü geldiğinde, F.Ö. uzun bir operasyonla “erkekleşme” sürecini başlattı. Vücudundan alınan doku parçaları kullanılarak penis oluşturuldu ve bu dönüşüm tek seansta tamamlandı. Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. Volkan Yanar, cerrahi başarı kadar ruhsal uyumun da önemine dikkat çekti ve süreç sonunda hastanın görsel olarak erkek görünüme kavuşmasının ötesinde, kendi bedeniyle barışık bir konuma geldiğini belirtti.
Yanar, tıbbi ilerlemelerin cinsiyet dönüşümünü kolaylaştırdığına vurgu yaparak, artık vajinanın estetik ve fonksiyonel olarak da önemli bir operasyon olmaktan çıktığını ifade etti. “Ruhsal olarak hazır olunmadıkça, fiziksel değişiklikler sorun yaratabilir” mesajını yineledi ve bu nedenle önce zihinsel adaptasyona odaklandıklarını söyledi. F.Ö.’nün operasyon sonrası, görünümdeki değişimin yanı sıra bedensel hissiyatı üzerinde de düşüncelerini paylaştı. Ameliyat sonrası yaşamında, bazı kişilerle paylaşımlarında yeni deneyimler yaşadığını ve bu süreçte duygusal yoğunluklar yaşadığını ifade etti.
Yanar’ın yakın görüşlerine göre, erkeklik organı üretimi, klasik ilerleyen yöntemlerden çok daha kısa ve fonksiyonel sonuçlar verebilmektedir. Kasık veya karın bölgesinden gelen deriyle başlayan, birkaç aşamalı operasyonlar yerine, modern yaklaşımlarla damar ve sinir dokularını bozmadan ilerleyen teknikler tercih edilmektedir. F.Ö. için uygulanan yöntem, uygun doku transferiyle tek seansta sonuç alınmasını sağladı; böylece dış görünüm bir penis formuna kavuştu. Ancak fonksiyonel açıdan bazı sınırlılıklar halen tartışılmaya devam ediyor. Testis ve prostat gibi yapıların bulunmadığı durumlarda, boşalma ve tam işlevsellik konuları farklı değerlendirme kriterleri gerektirmektedir.
Prof. Yanar ayrıca, protezlerle ilgili bazı ayrıntılara değindi: Yapay bir penis, sertleşme konusunda doğal bir fonksiyon sunmayabilir; prostetin kullanımıyla mekanik sertlik elde edilir. Bu tür protezlerde gerçek dokunsal deneyimin her zaman tam olarak karşılanamayabileceğini, duyusal hissin üzerinde bazı etkiler olabileceğini belirtti. Bununla birlikte, çevredeki dokuların uyumlu oluşu ve ruhsal olarak erkek kimliğine uyum sağlanması halinde, bu farklılıklar minimize edilebilir. Tıbbi deneyimlerin dünyada hızla ilerlediğini kaydeden Yanar, Amerika’da gelişen tekniklerin Türkiye’de uygulanabilir hale geldiğini ifade etti.
Not: F.Ö.’nün öyküsü, tıp literatüründe pek çok değişimin yaşandığı bir döneme işaret etmekte ve bu süreç, hem bedensel dönüşümü hem de ruhsal hazırlığı birlikte gerektirmektedir. Web ortamında paylaşılan bazı ifadeler, bu konunun hassasiyetine dikkat çekmektedir ve etik çerçevede ele alınmalıdır.